• Haber Ara
Dil/Language

Kıbrıs'ın güvenilir inşaat firmalarından Selba Homes Direktörü Ata Tahiroğlu: Müşteriye ev değil, güven satıyoruz.

Kıbrıs’ta özellikle Lefkoşa bölgesinde adını duyuran Selba Homes, birçok markalı konut projesine imza attı. Selba Homes’un başarı hikâyesi nasıl gelişti? Selba Homes’un sahibi Ata Tahiroğlu’nun sektörden beklentileri neler? Bürokrasi hakkında ne düşünüyor? Bu soruların cevapları ve daha fazlası kendisiyle yaptığımız röportajda…
Haber Tarihi: 02-09-2018

Kıbrıs Emlak Merkezi:

Çok seri projeler yapıyorsunuz, Selba Homes neler yapıyor? Bir de sizden dinleyelim.

Selba Homes, özellikle Lefkoşa’daki Türk malları üzerinde projeler yapıyor ve yapılan projenin bir önceki projeden daha iyi olması için çalışıyor. Devamlı yeniliği takip ediyoruz ve modern tasarıma önem veriyoruz.

Selba Homes’un buraya gelmesindeki en büyük etken “müşteri memnuniyeti”dir. Biz müşteriye hemen evimizi satmıyoruz. Biz müşteriye güvenimizi vererek evimizi, yani güvenimizi satıyoruz. Bizim projelerimizde kalite ve müşterilerimizin bize duyduğu güven çok önemli.

Şu an da 15 yıllık bir şirketiz: Sıfırdan başladık, buralara kadar geldik. Projelerimizde daima değişik mimarlarımızla çalışıyoruz, yani genç mimarlarla. Ekibimiz gençtir. Gerçekten bu sektörde iyi bir yerde olduğumuzu düşünüyoruz.

Peki, kaç yılında başladınız?

2004 yılında. Bu şirketi ben kurdum. Bir aile şirketi…

Hedeflediğiniz noktaya vardınız mı? Başlarken neyi hedeflediniz?

Biz sıfırdan başladık. Bu sektöre 2004 yılında girdik: Annan planının bittiği dönemlerde. Özellikle Lefkoşa’da sektöre girmek bizim için biraz zor oldu, çünkü Selba Homes yeni bir isim.

Önceden çalıştığım şirkette geniş bir çevrem oldu. Lefkoşa küçük bir yer. Herkes herkesi tanıyor. Bu yüzden müşterilerimin bana olan güvenini çok kısa sürede kazandığıma inanıyorum.

“KENDİMİ, LEFKOŞA’YA ODAKLADIM!”

Peki, neden Lefkoşa?

Girne’ye bir proje yapmıştım ancak ben, yaptığım işten daima emin olmak isterim. Fakat Lefkoşa, Girne’den farklı. Lefkoşa’da işimi kontrol edebiliyorum. Şimdi Girne veya Mağusa’ya proje yapmış olsaydım kontrolümü Lefkoşa’daki gibi yapamayacağım için kalitem düşecekti. Bu yüzden ben de kendimi, Lefkoşa’ya odakladım.

“GİRNE’Yİ ÖLDÜRDÜLER!”

Çoğu arkadaşımız, sektörde veya sektör dışında, Girne’yi niye düşünmediğimizi soruyorlar. Kaliteli iş anlayışımızla Girne’de çok daha iyi yerlerde olacağımızı söylüyorlar. Gerçekten Girne, şu anda, bir cadı kazanı olmuş! Gerçekten şöyle bir şey var: Girne’yi tamamıyla öldürdüler! Geceden sabaha müteahhitler türedi: Bakıyoruz biz kalıpçısı, demircisi, boyacısı hepsi müteahhit oldu. Kontrolü elden kaybetmemek için Lefkoşa’yı -özellikle Türk malı olduğu için- tercih ediyoruz.

“LEFKOŞA’NIN İMAR PLANINI DEĞİŞTİRSİNLER! LEFKOŞA, ÜVEY EVLAT MUAMELESİ GÖRÜYOR!”

Lefkoşa’nın imar planını değiştirsinler. Bu bizim için çok önemli. Lefkoşa, bir üvey evlat muamelesi görüyor! Mağusa’ya “Fasıl 96” denilen bir imar planımız var. Orada çıkabildiğiniz kadar on beş, yirmi ya da otuz kat çıkabilirsiniz. Girne de aynı şekilde oldu. Sonra: “Girne’ye imar!” şeklindeki emirle Girne’yi kısalttılar. Fakat Lefkoşa’yı kısıtladılar.

“LEFKOŞA’NIN DİKEY BÜYÜMESİ LAZIM!”

Aslında Lefkoşa’nın, dikey büyümesi lazım. Çünkü arazimiz azaldı. Hatta arazimiz kalmadı. Bu yüzden Lefkoşa’nın dikey büyümesine ihtiyaç vardır, Lefkoşa’nın etrafına yayılmak için fırsat vermeleri lazım, Lefkoşa’yı imara açmaları lazım. Özellikle Gönyeli’nin Metehan yolunun üst tarafı, imara açık bir alan ancak sol tarafı açık değil. Geçiyoruz Lefkoşa’nın doğusuna: Hamitköy’ün üst kısmının bazısı açık bazısı açık değil, Haspolat arası açık değil. Ben köyümde, yani Minareliköy’de inşaata başladım. Çünkü “Fasıl 96”dır oranın imarı. Orada da on beş, yirmi kat çıkabilirsiniz.
Sizden ricam, bu durumu kamuoyuna duyurmanız. Lefkoşa’nın kullanımını serbest bıraksınlar. “Fasıl 96” gibi imar yasalarını getirsinler ki yapılarımızı dikey şekilde inşa edelim
.
Dikey şekline getirilmemesinin bir nedeni var mı? Bu durum gündeme gelmediğinde mi kaynaklanıyor?

Lefkoşa’ya Girne’deki gibi kısıtlama getiriyorlar. Bu tamamen katliamdır. Bunu lütfen özellikle işleyiniz. Yani gerçekten bir katliam olacak Lefkoşa’da. Bu durumun sebebi ise otopark sorunları. Mesela “Fasıl 96” inşaatında, binanın alt kısmına otopark yapılırsa bu durum çözülür. Ayrıca belediyelerin ve otoparkların da denetim altına alınması lazım.

Otoparklarla baş edemedikleri için mi kat sınırlaması getiriyorlar?

Kat sınırlamasında arsalardan ve parsellerden daha az daire çıkar. Daha az daire yapıldığı için fiyatlar artar. Fiyatlar arttıkça dairelerden herkes alamaz. Örneğin, Yenişehir’de veya Küçük Kaymaklı’da bir arsadan 16 tane daire yerine 10 daire yaparsak, otomatikman fiyatlar artacak. Daire başı düşecek olan arsa maliyeti yükselecek. Halkımız da bu durumundan faydalanamayacak.

Peki, Selba Homes’un hedef kitlesinde kimler var?

Yabancılara satmıyoruz, satamıyoruz. Çünkü bizim hedef kitlemiz yerli Lefkoşa’dır veya Lefkoşa bölgeleri, Güzelyurt da dahil. Buralarda çalışan ya da ayrı yaşayan insanlar, yeni ev alıyorlar. Biraz İngiltere piyasası var.

Güney Kıbrıs’ta bizim sattığımız dairelerden daha küçük daireler var, 180 bin euro. Bizde ise aynı daireler 55, 60 bin sterlin ve Türk malı. Bu dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Bunu lanse etmeliyiz.

“TL’NİN DEĞER KAYBETMESİNDEN SONRA DURGUNLUK OLUŞTU!”

Seçim döneminden satışlar etkilendi mi?

Tabii. Türkiye’deki seçim döneminden önce ve sonra dövizin artması, TL’nin değer kaybetmesi, bizim gelirimizin TL olması piyasaya bir durgunluk getirmiştir. Ancak bu duruma halk alışıyor. Her sekiz on yılda bir TL değer kaybediyor. Biraz paniğe kapılıyoruz. Sonra halk alışıyor. Devlet biraz maaşları arttırıyor, asgari ücreti arttırıyor. Yine aynı şekilde gidiyor. Asıl, TL’nin değer kaybetmesinden sonra biraz durgunluk oluştu.

Girne’ye yatırım bir an durdu. Bu yatırım Lefkoşa’ya kayıyor mu? Çünkü Girne’nin fiyatları da oldukça yükseldi.

Şimdi Girne’de aynı büyüklükteki dairelerin fiyatları 85, 90 bin sterlin. Bizden %50 daha pahalı. Bazı yatırımcılar Lefkoşa’ya geliyorlar. Blok daireler, apartmanlar alıyorlar. Yani piyasada biraz canlılık var.

Yatırım için gelenler var. Yatırım derken kira amaçlı.
Lefkoşa’da iki üç tane üniversitemiz var: Yakındoğu Üniversitesi, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi, Rauf Denktaş Üniversitesi, surlar içindeki Kıbrıs Amerikan Üniversitesi. Ayrıca ileride Düzova’da bir üniversite daha kuruluyor. Kısacası Lefkoşa bir üniversite semti olduğu için öğrenciler -özellikle yurtdışından gelenler- ev alıyor.

Benim birkaç müşterim aldı benden. Yakındoğu Üniversitesinin Tıp Fakültesinde okuyanlar alıyorlar ve onun gibileri. 5 yıl kalacaklar için kiralıyorlar. Yanına da birkaç arkadaşını daha alınca evin taksitleri bölünmüş oluyor.

“KONUT SATIŞINDA YABANCILARA ÖZEL KISITLAMA GETİRİLMESİN!”

Bir de bizim daha önce sattığımız Arap ülkelerine, Suudi Arabistan’a, Suriye’ye, yani bunlara kısıtlama getirilmesin. Yatırımdır sonuçta, toprağı alıp götürecek hâlleri yok ya...

Şimdi her yabancının bir konut alma hakkı var. Türkiye’ye giderseniz herhangi bir yabancı istediği kadar alabiliyor. Burası kısıtlama getiriyor. Ülkeye yabancı para gelsin, akış gelsin.

Bizim inşaat sektörümüz gibi 35 sektör bundan faydalanıyor. Bu yüzden önlerinin açılması lazım, limit koymamaları lazım, askerî bölgelerin kısıtlanmaması lazım. Bildiğim kadarıyla askerî bölgeye 500 metre yakınındaki hiçbir daire yabancıya satılamıyor, kaldırılsın. Zaten uydudan herkes herkesi görüyor.

Devlet, hükümet yetkilileri de bizdeki işverenlerin, iş sahiplerinin önünü açsınlar.

Markalı konut projeleri yapıyorsunuz. Her seferinde daha ileriye gidiyorsunuz. Yol haritasında neler var?

Çok yakında, Lefkoşa Küçük Kaymaklı’da büyük bir projeye imza atmayı düşünüyoruz. Girne Boğaz’da yine Türk malı üzerine 40 milyarlık büyük bir projemiz olacak. Girne Boğaz’da ekonomik bir proje çıkarmayı istiyoruz.

Biz artık komple binalar yapıyoruz, satmadan bitiriyoruz binaları veya yaptıktan sonra satıyoruz, yani biz istediğimiz gibi “Butik Proje”lerde yapıyoruz.

Mesela villalarımıza da “Butik Proje” diyoruz: Müşterilerimizin ihtiyaçlarına ve zevkine göre tasarlanıyor. Artık daha donanımlı binalara girmek istiyoruz. Örneğin, Boğaz’daki projemiz ileride ses getirecektir, diye düşünüyoruz.

“50, 60 BİN STERLİNE EV BULUNAMIYOR! LEFKOŞA’DA İSE HER BÜTÇEYE GÖRE PROJEMİZ VAR!”

Peki, bu projelerde hedef yerel halk mı yoksa açılmayı düşünüyor musunuz?

Biz onun için ekim ayında İngiltere’de bir fuara katılacağız. 50, 60 bin sterline daire bulunamıyor. Dünyanın hiçbir yerinde bulunamıyor. Lefkoşa bir cennet. Girne öyle, fiyatları görüyorsunuz; Mağusa’da fiyatlar yükseldi. Bizim ise Lefkoşa’nın her yerinde ve her bütçeye göre projemiz var.

“REKABET ETMEMİZ LAZIM!”

İnşaatçılara bir mesajınız var mı?

Arkadaşlarımızdan istediğimiz -tabii profesyonel olarak- rekabet. Çünkü bu durum kaliteyi getirir, kalite güveni getirir. Ben daha önce -10 yıl- bir firmada çalıştım. Bunu daima özümledim kendimde: “Kaliteyi düşürmeden, hedefimize rekabeti koymak!”

Çünkü karşımızda rakip olmazsa öz denetim yapamayız.

Kısacası arkadaşlarımız, rekabete açık olmalıdır. Bir de devletten istediğimiz devletin inşaat şirketlerini kontrol etmesi ve onları denetlemesidir.

Çünkü inşaat şirketlerini denetlemezlerse, bir şirketi kontrol edip diğerini kontrol edemezlerse haksız rekabet sağlamış olur. Bu yüzden devletin bu denetlemeyi yapması lazım…

Yatırımcılara bir mesajınız var mı?

Yatırımcılara, müşterilerimize mesajımız, ilk önce evlerini alacakları şirketleri iyi araştırsınlar. Zamanında işin bitirilmesine, yapılan projelerin kalitesine dikkat etsinler.

Güvenli firmalara gitsinler. Bir de bizim gibi şirketlere, yani kurumsallaşmış olanlara gitsinler. Ben buna inanırım.

Görüyoruz Lefkoşa’da kalıpçısı, demircisi, tuğlacısı, mermercisi, sıvacısı hep bunlar müteahhit olmuşlar. Hatta devlet yoluyla bu işleri yapıyorlar. Bu duruma dikkat etsinler.

“DEVLET DAİRELERİNDE BÜROKRASİYİ AZALTSINLAR!”

Bir de devlet dairelerindeki bürokrasileri azaltsınlar. Bir projenin arsanın alımından, temelinin atımına kadar geçen süre dört aydır.

Bu dört veya beş aylık süre yatırımcılara, bizim gibi gayrimenkul üzerine yatırım yapanlara çok büyük kayıptır: Zaman kaybı vardır.

Bu yüzden bizim için turizm, üniversite sektörü ve özellikle inşaat sektörü altın yumurtlayan bir tavuktur: Bu altın yumurtlayan tavuğun önünü açsınlar, bürokrasi engelini kaldırsınlar…