Dil/Language

"Krizler Fırsat Dönemidir" Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Burcu Tuna Ergin yazdı..

Tüm dünyanın ekonomi mi yoksa sağlık mı daha önemli sorusuna cevap verdiği günlerden geçiyoruz. Kuzey Kıbrıs pandemi dönemini çok iyi yönetmesi ile en güvenilir ülkeler arasına adını yazdırdı. Peki covid ile birlikte normalleşme sürecinin başladığı bugünlerde -kriz döneminde- yatırım yapılır mı? Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Burcu Tuna Ergin Kıbrıs Emlak Merkezi okurları için yazdı..
Haber Tarihi: 16-06-2020

Kıbrıs Emlak Merkezi:

Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Burcu Tuna Ergin Kıbrıs Emlak Merkezi okurları için yazdı. Pandemi sürecini, dünyada pandemiyle birlikte normalleşme sürecini ve ekonomik krizin yaşandığı bu günlerde yatırım yapmanın avantajına değindi yazısında. 

İşte Burcu Tuna Ergin'in yazısı..

 

COVİD DÖNEMİNDE KUZEY KIBRIS VE EMLAK SEKTÖRÜ

 

Global bir kriz haline gelen COVİD -19 diğer adı ile Koronavirüs tüm ülkelerde ve de ülkemiz yeni bir dönemin başlangıcıdır. 

Ekonomi mi, sağlık mı diyerek bir nevi seçim yapma noktasına geldiğimiz şu günlerde ülkemizde de bir takım açılımlar  ile yeni bir döneme yol alınacaktır. 

Bu noktada BAŞARILI BİR ŞEKİLDE YÖNETİLEREK 1. Dönem karnemiz ‘PEKİYİ’ geldi. Öyle ki ‘EN GÜVENLİ YER’ olarak anıldığımız da doğrudur. 2. Dönem ise 1. Dönemden daha önemli olup esasen şimdi uygulanacak kapsamlı bir kriz yönetimi, ekonomik yapılandırmalar tüm sektörler için çok büyük önem arz etmektedir. 

 


İngiltere’de, Amerika’da, Türkiye’de, Güney Kıbrıs’ta ve bu süreci daha büyük kayıplarla geçirmiş ülkelerde artık covid ile normalleşme süreci başlamıştır.  Normalleşme süreci içine girmeye hazırlandığımız bu dönemde bizleri neler bekliyor. Emlak ve inşaat piyasası ne durumda? 

Ekonomik belirsizlik beraberinde kurdaki artış ülkemizde alım gücünü etkilemiş ve talep tarafının yatırımlarını gözden geçirme, bekleme veya nakitte kalma yönünde karar almasına vesile olabildiğini de görüyorum. Buna ilaveten artan işsizlik de nakit girdiyi olumsuz etkiledi. Özellikle kira pazarında kiraların zamanında ödenememesi tahsilat kaybına neden olmakta. Kapanan bazı işyeri çalışanları işsiz kalıyor, cirosu düşen işletmeler ekonomik anlamda küçülmeye gidip işten durdurmaya da başlıyor. Buna ilaveten bu pazardaki en geniş talep kitlesi olan öğrencilerinde ülkelerine dönmeleri konutların boşalmasına ve boşluk kaybının artmasına neden olduğunu görüyoruz. Tüm bunlar kira pazarında yaşanan sıkıntılarımız.

 


Ülkemizde her alanda İÇ PİYASA SESİNİ duyacağımız bir zaman dilimine de giriyoruz. İç piyasa katılımcıları ve yatırımcıları emlak sektöründe pazarın yarısından fazlasını tutmasına karşın en karlı satışların gerçekleştiği yabancı iştirakçiler-yatırımcılar için biraz daha bekleyeceğimizi düşünüyorum. Hakeza karantina sürecinden yeni çıkılması, ülkemizin kapılarını aşamama aşama açacak olması, normalleşme sürecinin yeniden başlayacak olması ve bu sürecin belirsizliği, dış yatırımcılar için de devam eden ekonomik riskler talep tarafı için ‘bekle ve gör’  dönemi anlamında da olabilecektir.

Özellikle konut alımlarının yatırımların gelir akışı ile de birebir ilintili olduğu ve konu konutlardan elde edilecek kira desteğinin de bu yatırımlara olumlu zemin hazırladığını veya gelir akışının düşmesi ile de yatırımların bekletildiğini görüyoruz.

 


Emlak sektörünün en güçlü paydaşları olan ve ARZ-TALEP dengesini tetikleyen 2 önemli aktörü inşaat firmaları ve finansman desteği sağlayan bankalar. Bu iki sektör aslında birbirleri ile çok ilişkilidir. İnşaat sektörü en çok finansman desteğini bankalardan alır. Bankaların birbirleri ile rekabet ettiği proje finansman portföyleri inşaat firmalar için en çok talep edilen ürün olmak ile birlikte, beraberinde ilişkili olarak sunulan konut kredileri ile Covid öncesi işler büyük ölçüde tıkırındaydı. Ancak bir inşaatın tamamlanması için banka finansmanı tek başına yeterli olmamaktadır. İnşa aşamasında veya bitiminde mevcut yapıdan sağlanacak satışların beklenen sürede gerçekleşememesi veya gerçekleşen satışların iptali gibi olumsuzluklar da firmaları zor duruma koyabilmektedir. Bu nokta da çok olmasa da piyasalarda projeden alımlarda iadelerin yaşandığını görüyoruz.

 

Bu olumsuzlara karşın bankaların kredi faiz oranlarını düşürmesi, hatta Türkiye’de bankaların 0.70 gibi oldukça avantajlı kredi faiz oranları sunması, ülkemizde yatırım yapmak isteyen Türkiyeli alıcılar için konut kredisinde cazip ödeme kolaylığı anlamına da gelmektedir.  Buna ilaveten son alınan Bakanlar Kurulu kararı ile yabancıların Kuzey Kıbrıs’ta mal alımının 1 KONUTTAN, 4 KONUT ve 1 DÜKKANA çıkarılmasını da iyi bir atılım olarak kabul etmeliyiz. Tabii gönül ister ki yabancı alıcıların alımlarında devlete ödenecek vergi harçların da indirgemeler yapılması devamında gelsin. Bu da bir süre sonra talebin artması ile piyasalara olumlu yönde yansıyacaktır.

 


KRİZLER FIRSATLAR DÖNEMİDİR.

Yani, kriz dönemlerinde yapılacak doğru yatırım fırsatları ileride karlı bir alışveriş olarak kayıtlara geçebilir. Satış fiyatları düşen, nakit ihtiyacından değerinin altında gerçekleşen satışlar gibi. Öyle ki halen daha ülkemiz emlak fiyatları diğer ülkelere nazaran oldukça cazip olmakla birlikte -geri dönüş- süresi de daha azdır. Bugün şehir merkezinde alacağınız bir daire için ortalama 55.000-65.000 GBP (yaklaşık 550,000 TL) ödüyorken, bu rakam Türkiye’de benzer şehirlerin merkezlerinde ortalama 1,000,000-1,200,000 TL, İngiltere’de ortalamada yaklaşık 500-600.000 GBP (4,600,000TL), Güney Kıbrıs’ta ise ortalamada yaklaşık 150-170.000 Euro (yaklaşık 1,300,000 TL) olarak karşımıza çıkıyor. 

Bu yüzden şimdi KUZEY KIBRIS’A YATIRIM yapmanın tam zamanı eğer nakdinizi değerlendirebileceğiniz daha karlı bir alışveriş potansiyeliniz yoksa!